Yeni Başlayanlara Fotoğrafçılık Bilgisi
Fotoğraf Makinesi Nasıl çalışır.
Aslında Fotoğraf makinesinin temeli boş bir kutudan ibarettir.Bu kutunun özelliği içine ışık sızdırmamasıdır.Bu kutu Mekanik ,elektronik ve optik düzeneklerle geliştirilerek bugün ki hale getirilmiştir. Bu ışık geçirmez kutunun önünde, ışığın ayarlanabilen sürede ve istenilen şiddette geçirebilecek düzenek kurulmuştur.Bu ışık Arka düzleme konulan Işığa hassas yüzeye yansır.Bu arka yüzeyde Eskiden kimyasal filimler vardı.Şimdi ise duyargan yüzey denilen ışık sensörleri var.
Fotoğraf Makineleri en temel beş parçadan oluşur. Objektif , Diyafram, Obtüratör, Duyargan yüzey ve vizör sayılabilir.Çalışma düzeneği şöyledir. Işık objektifte toplanır objektifin içinde bulunan diskin ortasından geçirilerek, Obtüratör ‘e ulaşır.Işık geçirmeyen bir perde olan Obtüratör ,Belli bir süre açık kalarak ışığın duyargan yüzeye düşmesini sağlar. Vizör de duyargan yüzeye aktarılacak görüntüyü hedeflememize veya ayarlamamıza yarar.
Eskiden Görüntüler filme çekilir, banyo yapılır ve taranarak bilgisayara aktarılır, kontrolü yapıldıktan sonra belki birkaç çekimle tekrarlamak zorunda kalınırdı.Uzun bir uğraştan sonra istenilen sonuç elde edilirdi. Dijital fotoğraf makinelerinde ise; Fotoğrafları çekip, anında kontrol edebilir, Silip yeniden çekebilirsiniz.Bilgisayara da çok hızlı yükleyerek, işleyebilirsiniz. Dijital F.M sine film almaya gerek yoktur,dolayısı ile fotoğrafların da kimyasal banyolara ihtiyacı yoktur. Doğrudan hafıza kartına kayıt edilirler.Bu yüzden Dijital fotoğraf makinelerini, yeni başlayanlardan tutun mesleki kullanıcılara kadar, fotoğraf ile uğraşan herkesin tercihidir
Objektif
Çekim yapılacak alandan veya nesneden gelen ışıkları toplayarak ışığa duyarlı film veya Duyarlı yüzey (sensör) üzerine net düşmelerini saylayan mercekler topluluğudur. Fotoğraf makinesinin en önemli parçasıdır.
Odak Uzunluğu , Objektifin optik merkezinin Duyarlı yüzeye (sensöre) olan uzaklığıdır.Yada Makine sonsuzda bulunan nesnelerin bir görüntüsünü elde edecek şekilde ayarlandığında, Duyarlı yüzeyi objektifin merkezinden ayıran uzaklığa Odak Uzunluğu denir. Milimetre cinsinden hesaplanmış odak uzunluğu objektif üzerinde F=28, F=50, F=90 gibi kısaltmalarla gösterilir.
Göreli Açıklık/Işık Geçirgenliği/Aydınlanma İndisi , Objektifin en geniş diyafram açıklığında,Duyarlı yüzeye düşen ışığı geçirme miktarıdır. F /1.4 / 2 / 2,8 / 4 / 5,6 / 8 / 11 / 16 / 22 gibi sayılarla ifade edilen değerlerdir. Işık geçirgenliği objektif odak uzunluğunun objektif çapına oranıdır. Bir objektifin ışık geçirgenliğinin büyük olması ışığın az olan nesnelerin çekimini kolaylaştırır.
Örneğin odak uzunluğu 100mm olan bir objektifin,25 mm diyafram çaplı objektif 100/25=4 yada f/4 'dür.
Bir objektifin ışık geçirgenliğinin büyük olması o objektifin ışığa karşı daha duyarlı olmasını sağlar. Işık geçirgenliğinin fazla olması o objektifin kötü ışık koşullarında çekim yapabilme,dar alan derinliği elde etme veya yüksek örtücü (obtüratör-enstantane) hızlarına çıkabilme özelliklerini artırır.
Alan Derinliği, Objektifin netlediği yerin önünde ve arkasında net olarak görünen mesafedir.5 metre uzağımızda duran bir nesne üzerinde netleme yaptığımızda,4,8 metre ile 5,20 metre uzakta duran bölümlerde net olacaklardır.netleme bazı enlemler içerisinde oluşmaktadır. Bir nesnenin hangi uzaklıklar arasında ,duyarlı yüzeyde net olacağını tam bilmek ,”Alan derinliğini” tanımakla olur.
30 metre den ötede bulunan nesneyi sonsuzda kabul edersek,bu uzaklık için alan derinliği çok büyük olur. Ve 30 metreden sonsuza dek her şey net görünecektir.
(Diyafram Açıklına örnek)Alan derinliği diyafram kapatıldığı oranda artar.50 mm lik bir objektifle 5 m uzağa netleme yaparsak, f/2 de bu açıklık 1 m de sınırlanmıştır.Fakat F/22 diyafram değerinde 2 metreden sonsuza dek net bir alan elde edilir.
Diyafram
Fotoğrafın duyarlı yüzey üzerinde oluşması için gerekli "ışık miktarını" ve "alan derinliğini" denetleyen mekanik düzenektir.Objektif üzerinde merceklerin arasında yer alır. Kısılıp açılarak duyarlı yüzey üzerine gelen ışığın miktarını ayarlar.Hep örnek verilir bizde verelim. Diyafram göz bebeği gibi çalışır. Fazla ışıklı ortamda göz bebeklerimizin kısılması, yetersiz ışıklı ortamlarda göz bebeklerimizin açılması gibi düşünebilirsiniz.
Diyafram açıklıkları f değerleri ile gösterilirler.En büyük f sayısı en küçük diyafram açıklığı, en küçük f sayısı en büyük diyafram açıklığını gösterir.
Enstantane /Perde/Örtücü/Obturatör ,
Duyarlı yüzey üzerine düşecek “ışığın süresini“ yani "poz süresini" ayarlayarak Duyarlı yüzeyin önünü kapatan Düzenektir. Deklanşöre basıldığında bu perde açılır ve ayarlanmış olan obtüratör hızı(enstantane) değeri süresince açık kalır.
Standart enstantane değerleri 1/1, 1/2, 1/4, 1/8, !/15 1/30, 1/60, 1/125, 1/250, 1/500, 1/1000, 1/2000 1/4000 1/8000 şeklinde bir sıralanabilir.Birde B(Bulb) vardır.Bu kullanıcının belirlediği süredir.Makine bu konumdayken deklanşöre basıldığı sürece obtüratör açık kalacak ve duyalı yüzey üzerine ışık düşecektir.
Genelde yıldırım düşerken veya çok karanlık ortamlarda fotoğraf çekmek için kullanılır.
Bu çekimde deneyimin etkisini de belirtmek gerekir.Fazla açık kalması eskiden filmin yanmasına sebep olurdu.
Eğer sıkılmadıysanız Temel Fotoğraf Terimlerine geçerek, fazla teknik konularına girmeden kısaca anlatmaya başlayayım.
Pixel ,
Tüm sayısal görüntülerin en küçük parçası olan üçlü nokta grubuna piksel denir. Digital görüntüler yana yana gelen pikseller topluluğundan oluşmaktadır. Digital görüntü, imgenin eninde ve boyunda bulunan piksel sayısı ile tanımlanır .
Yeni Başlayanlara Tiyatro Eğitimi
Yakında Sayfamda
Bağlama
Türkiye’de kullanımı en yaygın olan telli halk çalgısıdır. Yörelere ve büyüklüğüne göre, Bağlama, Divan Sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz, Irızva, Cura,
Tambura gibi adlar verilmektedir. Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı curadır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise divan sazıdır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.
Bağlama; tekne, göğüs ve sap olmak üzere 3 ana kısımdan oluşmaktadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlar da
kullanılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gür-gen, ak gürgen ya da ardıç ağacından yapılmaktadır.
Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın ayarı bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama, mızrap ya da tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine şelpe adı verilmektedir.
Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli gruplar halinde 3 grup tel bulunmaktadır. Bu tel grupları değişik biçimlerde düzenlenebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen biçimde alt gruptaki teller yazılış itibariyle la, orta gruptaki teller re,üst gruptaki teller ise mi seslerini vermektedir. Bu düzen biçimi dışında kara düzen (bozuk düzen), misket, müstezat, abdal, rast gibi düzenler de vardır.
Düzgün Çalışmayan veya Açılmayan Bilgisayarın Problemlerini Anlama
Bilgisayarla İlgili Her türlü sorularınız için
yasemin@yazicilar.net 'e mail atınız
yasemin@yazicilar.net e mail atınız
Artvin Hakkında